5 Ekim 2014 Pazar

Sanatın Dili Olsa

Bazen nedensiz sayfalarca durmadan yazı yazabiliyorum bazen de yazmak için ilhama ihtiyaç duyuyorum.İlham bulmak kolay iş değil.Fakat bana ilham veren en önemli şey sanat.Bana kalırsa insanın kendini en güzel ifade etme biçimi ,sokak sanatı yani nam-ı diğer street art.Sokakların,duvarların şahit olduklarını keşke dilleri olsa da bilsek.Ben bu yüzden sokak sanatını çok seviyorum.Hem yapanın,hem sokakların tercümesi oluyor.İsyanları,aşkları,varoluşu,özgürlüğü,ben buradayım  demenin en güzel yolu.
Duvar yazıları ve çizimleri neredeyse ilk insanlara kadar dayanıyor.İnsan kendini ifade edemeden duramaz psikolojisine ters bir kere.Dünyanın neresinde olursanız olalım bu böyle.Her ülkede sanatçılar sokaklarda,duvarlarda hatta çöp kutuların üstünde sanat yapıyorlar.Bana kalsa boş duvar bırakmadan bunu yapabilen her sanatçı içindeki duyguları bu yolla herkese aktarmalı.
Pera Müzesi sanki benim bu sevgimi duymuş da bir sergi açmış."Duvarların Dili Graffiti/Sokak Sanatı" sergisi müze gezmeyi sevmeyen insanı bile kendine çekiyor.Aslında sergi 13 Ağustos-5 Ekim tarihleri arasında görülebilirdi.Ben hep son dakika işlerin kraliçesi olduğum için sergiye gitmek bugün aklıma geldi.Bayram bayram İstanbul trafiğinde heyecan ve acaba yetişebilir miyim stresiyle müzenin kapanmasına 1 saat kala sergiye girmeyi başardım.(Çizim yeteneğim olsaydı bu duyguları sergi sonunda çizerdim,emin olabilirsiniz.)
Birçok ülkeden sanatçı,Pera'nın duvarlarında sanatlarını herkesle yapabilecekleri en güzel graffitilerle bunu yansıtmış.

Sokak sanatlarında çoğunlukla isyanlardan ve toplum sorunlarından bahsedilir.Bu sergide de bunu unutmamışlar.Türkiye'de yaşanan iş kazaları(kaza değil cinayet desek daha doğru) duvarlarda hem Türk hem yabancı insanlarla paylaşılıyor.Bugün müzede Türk insanından çok yabancı turistlerin ilgisini çektiğini gördüm.Gerçekler dünyanın neresinde olursa olsun sanat varken bunu gizlemek hiç kolay değil.



 Herkese bol sanatlı bayramlar.Street art'ın hayatınızdan eksik olmaması dileğiyle.

31 Ağustos 2014 Pazar

Neydi,Ne Oldu

Ağustos ayının başından beri herkes kafasından aşağıya buzlu sular döküyor.Bunun temel nedeni, ABD’de yaşayan ALS hastası Pete Frates ve ailesi tarafından hastalığa dikkat çekmek için yapılan "#IceBucketChallenge" etkinliği.Amerika'da başlatılan bu etkinlik yaz ayında herkesin işine geldi.Gerçek yardımsever ve duyarlı insanlar buzları döktükleri gibi para bağışlarını da yaptılar.
Peki bu ALS hastalığı nedir,nasıl olur gibi sorular kaçımızın aklına geldi.Gerçekten 5 dakikanızı ayırıp araştırma yaparsanız,hastalıkla ilgili pek çok bilgi edinmek mümkün.Bazı insanları üşeneceğini düşündüğümden ben size kısaca yazmak istedim.Als,aynı zamanda motor nöron hastalığı olarak da anılan,merkezi sinir sisteminde,omurilik ve beyin sapı adı verilen nöronların kaybından meydana gelen bir hastalıktır.Hastalık sırasında zihinsel fonksiyon ve bellek bozulmaz.Detaylarını internete yazınca çıkan birçok sonuçtan okuyabilirsiniz.
Benim bu yazmaktaki amacım suyu dökmesini biliyorsanız bağışını da yapmanız gerektiğini söylemek.Çünkü suyu eğlence olarak kafasından dökmeyi Türk milleti çok sevdi.Öyle ki dökülen su önemli gibi görünmese de Afrika'da birçok insan susuzluktan ölüyor.Demek istediğim bir olayı yardım için yaparken diğer olayı da unutmamak gerektiği.


Ne Okusak?

Sıcaktan hiç hoşlanmayan biri olarak yaz tatilleri 'tatil'olması dışında benim için gerçekten eziyet dolu zamanlar olabiliyor.Okul olmaması,kafamı dinlemek bunlara bayılıyorum.Fakat bu sene gerçekten her ortamda konuşmanın ortasında,sonunda 'hem sıcak hem nem var'lafını duymaktan bıktım.
Bu yüzden sürekli klimanın altında oturup kitap okumak yapılacak en güzel etkinlik oluyor benim için.
Artık okuduğum tüm kitapları(Gün aşırı kitap bitiriyorum) burada paylaşmaya karar verdim.
Hem ben yazmış oluyorum,hem tavsiye verince kendimi çok iyi hissediyorum.

Öncelikle cinayet,korku,psikoloji türü kitapları çok severim.Seven var sevmeyen var fakat 'Olağan Psikopatlar' yaz başında okuduğum fakat gerçekten herkesin okuması gereken bir kitap.Dışarıdan bakınca benim işim olmaz demek normal fakat Kevin Dutton kitabında herkesin içinde olan psikopatlardan bahsedince gayet ilgi çekici bir kitap olarak karşımıza geliyor.



Yeni kitaplarla okudukça burada olacağım,sizde bende okumaya devam.

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Festival Gibisi Yok

Hava nasıl olursa olsun insanın yapmaktan sıkılmayacağı tek şey bana göre müzik dinlemek.Her zaman,her yerde ruh halimize göre müzikler dinliyor veya müziğe göre ruh halimizi yansıtıyoruz.
En büyük hayallerimden biri sevdiğim bütün grupları günün birinde canlı dinlemek.Geçen sene bunu Rock N Coke sayesinde ilk kez yaşadım.Bu sene 7 Eylül'de Arctic Monkeys dinleyemeceğim ama Gnc Fest'14 bu sene herkesin bildiği Pharrel Williams,Rita Ora,Inna gibi yabancı sanatçılarla gününüzü güzel geçirmek için geliyor.Yabancıların yanı sıra hiç eskimeyen Manga,Model gibi gruplarda burada.
Okullar açılmadan güzel bir festival her gencin hakkı.Festival ruhunu şehir içinde yaşamak için güzel bir fırsat.Sonradan pişmanlık yaşamamak için gidilmeli.


5 Ağustos 2014 Salı

Ah Barselona Ah!

Bir Temmuz sabahı,erkenden kalkıp bavulum elimde tek başına Barselona'ya gidecek olmanın heyecanıyla başladı her şey.İlham kaynağı olarak çevremde gördüğüm insanlar hep inanırsan olur dedi.Ben ilk kez,gençliğimin en güzel zamanlarında bir şeyi bu kadar istediğimi Barselona seyahatimle öğrendim.
Bu sefer tek başınaydım sadece ben ve benim düşüncelerim vardı.
Bu seyahati Rotary Exchange Programı sayesinde yaptım,yaptık.Ben ve dünyanın geri kalan 9 ülkesinden arkadaşlarım.Hiç kimse eve gelince Barselona'yı,birbirimizi yaşananları bu kadar özleyeceğini tahmin etmiyordu.Bana bakın geleli neredeyse 2 hafta oldu fakat bu satırları yazarken gülümsememe engel olamadan,düşünmeden duramıyorum.
Kendi başına inanıp yurt dışına çıkmak ayrı,bir de bunu dünyanın en güzel insanlarıyla beraber yaşamak çok ayrı.Otel,yaz okulundan çok biz beraber teknede kaldık.Ve bu kesinlikle daha farklı daha inanılmaz bir deneyim oldu.Beraber mavinin en güzel tonlarına yelken açtık.Yüzdük,daldık çok eğlendik.Ve kesinlikle herkes hayatının yazını yaşadı buna hiç şüphem yok.
Bu yazımda sadece inanırsanız,gerçekten kalpten isterseniz her şeyin olabileceğini yazmak istedim.Daha sonra Barselona günlüklerimi sizlerle paylaşacağım.
Artık yazı yazmak için ilham aramıyorum.Çünkü onu nerede bulacağımı biliyorum.
 
Mavinin en güzel tonlarından sevgilerle.



10 Haziran 2014 Salı

Ne Hallere Geldik

Sonunda yağmurlar durdu,güneş fazlasıyla parıldıyor.Yaz geldi,çok bekledik çok olay yaşadık fakat sonunda kavuştuk.Okullar resmi olarak cuma günü kapanıyor.Herkes sosyal medyada güneş,kum,deniz fotoğrafları koymaya başladı.Tatile henüz gidemedim..Bende bunu değerlendirmek için filmler izleyip,yeni keşifler yapıyorum.Bugün şans eseri bir video izledim.Videoda çocukluğumun en güzel kahramanlarının şimdi olsalar yaşayacakları çevre ve hayatlar ele alınmış.
 





 
Disney'in en unutulmaz kahramanları belki insanlarda farkındalık duygusu yaratmaya yardımcı olur.Keşke bu videodakiler gerçek olmasaydı.Üzücü olan taraf bu bizim eserimiz..Cezasını hak edenler biz insanlar.
Eventually the rain stopped, the sun is shining too.Summer has come, we expect a lot but in the end we achieved many events we had.School officially closes on Friday. Everyone in social media sun, sand, sea began to make photographs.I could not go on vacation yet. I evaluate it for watching movies, I'm making new discoveries.Today I watched a video by chance.In the video the most beautiful of my childhood heroes even though they live now discussed the environment and life.Disney's most memorable heroes perhaps helps to create a sense of awareness in people.I wish this weren't true events in the video.The sad side is that we're responsible for this.We the people who deserve punishment.

9 Mayıs 2014 Cuma

İlginç Fikirler

Mayıs geldi,içimizde yaza gün sayan heyecanlı bir ruh yerinde duramıyor.Fakat ay başından beri yağmurlar,soğuk havalar sonbaharı andıran günler yaşatıyor.Bugün içinizi ısıtacak,yaratıcı bir fikir sahibi tasarımcının projesini sizlerle paylaşmak istiyorum.Gregory Kloehn adlı sanatçı Oakland,California'da sokakta yaşayan evsizler için kullanışlı ve tasarımlarıyla insanı etkileyen tekerlikli evler yapıyor.Sanatçı,eski kullanılmayan malzemeleri değerlendirip bunlardan ilgi çekici evler tasarlayıp,bu tasarımları hayata geçiriyor.Evler renkleriyle,iç tasarımlarıyla gayet sevimli duruyor.
 


 
Dünyanın bir ucunda da olsa bir insanın böyle bir proje yapması insanı mutlu ediyor.Sonuçta hepimiz yolda evsiz birini görsek acırız veya bu soğukta nerede kalacak gibi tepkiler vermeyi biliriz.Fakat kimse onlar için proje yapmayı umursamaz.Sanatçının içindeki insanlık beni fazlasıyla etkiledi.Küçük,eski,çöpteki ürünleri sanki yeniymiş gibi onarıp,kullanılabilir hale getirmek büyük bir başarı.Ülkemizde sokakta birçok çocuk kış aylarında dışarıda kalıyor.Sokak hayvanları da çocuklar kadar mağdur oluyor.Bizim için önemsiz gibi görünen bu tür olaylar onların hayatlarını etkileyebiliyor.Amerika'da bir sanatçının aklına gelen bir proje niye bizim aklımıza gelmesin ki?Biraz daha duyarlı ve yaratıcı olursak ortaya çıkabilecek fazlaca proje olabilir.


Renkli renkli bu evler hakkında olan bu projenin detayları  http://www.homelesshomesproject.org/ yazmakta.Türklerin aklına her konuda ilginç fikirler geliyor.Belki bu yazıda size ilham olur ve insanların hayatlarını değiştirmek için bir fikir bulursunuz.